8 Ekim 2016 Cumartesi

Her Son Bir Başlangıç

Size bugün biraz içimdeki Carrie Bradshaw ile sesleneceğim.Birkaç zamandır hayatın bana öğrettiklerini bugün sizlerle paylaşmak istedim. Başıma neler geldi, hangilerinden ders çıkardım, aslında bizim için asıl önemli olan neler. Şimdi size kısaca kendi hayatımdan bir bölüm paylaşacağım. Bu yazı ne kadar süre burada kalır bilemiyorum veya yazmam doğru mu onu da bilemiyorum. Yalnızca yazıyorum..






Bundan 10 gün kadar önce uyandığımda dudağımda bir yara gördüm. Hayatımda ilk kez bir uçukla karşı karşıyaydım ama az çok çevremden biliyordum. Bilmediğim birşey varsa oda ilk yardımmış. İyi gelir diye bastım Blistexi.. bol bol.. Sonra ne oldu dersiniz uçuk birken üç oldu. !!! kabus. Sonra 3 ken 5 oldu. ???? Allahım alt dudağımı kaybediyorum dedim. Bir korku bastı. Bu süre içerisinde bu sol lenf bezi galiba orada sürekli bir acı vardı. Acı büyüdü büyüdü, ateşim çıkmaya başladı boğazımdan yutkunamamaya başladım. Hayır nereden çıktı şimdi bunlar. Buraya kadar anlattıklarım iyi kısmı. Sonra dilimde ufak yaralar çıkmaya başladı. Kırmızı noktacıklar pek görünmüyor bile ama dünyada böyle bir acı yok. Sonra o boğazım ve dilimdeki iltihaplar ne oldu nasıl olduysa dişlerimi- diş etlerimi etkilemeye başladı. Ve ben baktım ki artık yemek bile yiyemiyorum. Yutkunamıyor musun diye soruyordu annemler, boğazıma kadar ulaştırabilseydim eğer yediğim şeyleri, test edecektim ama konuşamıyor hale geldim. Önce acile gittik faranjit dedi. Birsürü ilaç antibiyotik. 2 gün geçti değişen birşey yok. Ateşim 39a dayanıyor. Kalktık kulak burun boğaza gittik. Garip birşey söyledi adı. 8 adet dünyanın en acılı diyebileceğim iğrenisi ve yanında tonla gargara krem türevi şeyleri verdi. İğneler sabah akşam artık kalçam mosmor oldu. Abartmıyorum patlıcan moru. Ben ölüm tribine girdim. (Hala çıkmış sayılmam) Üzerimde böyle bir gariplik var sürekli hasta oluyorum sürekli garip garip bi huzursuzluk. Tedavinin 4. günü artık kısık sesle konuşmaya başladım. Birşeyler içiyordum, en azından suyu pipetsiz içmeye başladım. Ben çok korktum sizde korkmayın, galiba ölmeyeceğim ama hayatımda bu kadar kötü atlattığım bir dönem daha hatırlamıyorum. Şimdi en önemli şeyleri başlıklar halinde sıralıyorum.

Sağlık;

Allahım, dünyada gerçekten daha önemli birşey söz konusu dahi olamaz. İnsanın neresi acıyorsa canı orasıdır denir ya. Hayatınız bir anda elinizden alınıyor resmen. Ağır birşey yaşıyorsanız eğer bu ikiye katlanıyor. Ben bu 10 günde kaç gün kaç gece ağladığımı bilmiyorum. Bu süreci çevremde en yakınlarım dışında kimseye belli etmek, üzmek istemedim. Şuan yazıyorum çünkü kendimi daha iyi hissediyorum ve benim yaşadıklarımı sizde hiçbir zaman yaşayın istemiyorum. Gerçekten insanın kendine bakması, sağlıklı beslenmesi, stresi, siniri çok önemliymiş. Unutmayın eğer tam şuan sağlığınız yerindeyse bu hayatta başaramayacağınız ne olabilir ?

Aile;

Annem, babam, Çağla (kardeşim) abartmıyorum bu süreçte ben ne yaşadıysam benim kadar üzüldüler. Onları üzmeyi hiç istemezdim fakat eğer bu sürece aileniz tanıklık ediyorsa eğer, sizin için içleri parçalanıyor. Bu onların da elinde olan birşey değil. Anneannemin günde kaç kez aradığını sayamadım dahi. Aileniz sizi hasta görüyor ve ellerinden hiç birşey gelmediği için kendilerini daha da kötü hissediyorlar. Ama benim bu süre içerisinde tek şükrettiğim onlara sahip olmamdı. Unutmayın her ne olursa olsun hayatta sizi karşılıksız sevecek insanlar en yakınınızdaki ailenizdir. Onlara birşey olsa siz aynı hisleri paylaşırsınız , size birşey olsa onlar aynı hisleri paylaşırlar. Bu yaşıma kadar ailemin değerini her zaman bildim. Ama bu hastalık bana bu hayatta kimsenin onlardan değerli olamayacağını anlattı. Ve en önemli not olarak; eğer anneniz veya babanız birşey yapmanızı istemiyorsa veya birşeye onay vermiyorlarsa; YAPMAYIN. Muhakkak başınıza birşey gelir. Bunu bildim bunu söylerim. Onlar size kızsa bağırsa da her zaman en iyisini düşündükleri içindir. Ve garip mistik bir özellikleri var galiba çocuklarına karşı ailelerin. Çözebilmiş değilim.

Ders ; Annenizin ya da  sözünden asla çıkmayın tek diyebileceğim bu.


Arkadaşlık;
Beni takip edenleriniz, her durumda yanımda olanlarınız herşey için öncelikle teşekkür ederim. Benim çoğu zaman cicili bicili, pembeli hayatıma tanıklık ettiniz. Hani derler ya kimsenin hayatı öyle internette göründüğü gibi değil. Buna inanın. Benim hayatımda öyle gördüğünüz gibi rengarenk, mutluluklarla dolu geçmiyor. Bazı çok yakından takip edenleriniz son dönemlerde en yakın arkadaşlarımı artık sosyal medya hesaplarımda görmemeye başladınız. Bir müddet önce az önce yukarıdaki aile konusunda da bahsettiğim gibi, aileden başka şeylerin çok da değerli olmadıklarını anladım. Arkadaşlık mı ? Tabiki hayatımızda arkadaşlarımız olmalı. Sevdiğimiz insanlar olmalı. Fakat ben  fark ettim ki en yakın arkadaşlarım dediğim insanlar aslında en yakın arkadaşım olmaya uygun kişiler değildi. Benimle ortak noktaları yoktu. Nasıl oldu da en yakın arkadaşlarım olduklarına karar kılmıştım ? Oturdum uzun uzun düşündüm. Sonra arama mesafe koymaya başladım. Ve son "kız" olarak yalnızca bir yakın arkadaşımı bıraktım. Kübra..
Sebebi Kübranın çok naif, kendi halinde, zeki, iyi ve benim gibi "içten" olduğuna inanmamdı. Çoğu arkadaşınızın sizi tanıdığını zannedersiniz aslında. Ben deli doluyumdur. Bakmayın öyle sürekli fotoğraf koyduğuma, en yakın arkadaşım dostum kızkardeşim Çağladır, sonra Kübra gelir. Öyle gece klüplerine gitmeyi sevmem. Kendini beğenmiş burnu havada insanlarla asla anlaşamam. Kübra'da böyle benim gibi. Ararım onu mesela öyle burnu havada bir cümle kurarım ki, Kübra'nın vereceği tepki sadece gülmek dalga geçmek olur. Çünkü beni bilir içimi bilir. Ben deli dolu olsamda içimde sakin bir kızın yattığını aslında ne kadar duygusal olduğumu..  Gel gelelim hastalık sürecinde her ne kadar gelme dediysem de nutellasını, mis kokulu çerçevesini alıp koştu geldi. İçinizden aman sanki ölüyorsun amma büyüttün diyorsunuz belki. Ama yaşayan bilir. Ölmediysem süründüm diyebilirim. :/..  Son olarak; hayatta her zaman gerçekten arkadaşım diyebileceğiniz kişiler, sizi bilen, sizden olan insanlar olsunlar. Ben şu zamana kadar bir iki arkadaşım tarafından terk edildim diyebilirim. Her zaman acaba neden benimle yakın arkadaşlıklarından vazgeçtiler diye düşünmüştüm. 23 Yaşındayım ve daha yeni anlıyorum. Gerçekten eğer içiniz sinmiyorsa birşeyler eksikse o arkadaş aslında sizden biri değilse.. Alınacak üzülecek gücenecek birşey yok. Hayat bu.

Ders; Sizi bulun sizden olanı bulun, sizin gibi olanı bulun. İyiyi bulun.


Aşk


Ders ; Sevdiğiniz insanın hastalıkta sağlıkta, iyi günde kötü günde yanında olmak için bir imzaya ihtiyaç duymayın. Eğer GERÇEKTEN seviyorsanız, her haliyle;  kusurlarıyla, sevecenlikleriyle, duygularıyla, kızgınlıklarıyla, mutluluğuyla, mutsuzluğuyla SEVİN.

Bunlar bir hata. Ne kadar çok severseniz okadar değeriniz azalır.  Ama benim inancım hala var.

Gerçek sevgi "içinde" bir yerlerde.

İyi geceler..















3 yorum :

  1. Aile sağlık konusunda çoook haklısın! Ama aşk dış görünüşten ibaret olmamalı biliyorsun, o yüzden sevdiyse veya en ufak bişeyde ilgisi dağıldıysa zaten gitsin. Hatırlar mısın bilmem emir abin 2-3 sene kanser hastası nişanlısı ile ilgilendi son nefesine kadar. Bence sevgi/aşk böyle bişey. Kafa ve içerisiyle alakalı. Ve ben senin kesinlikle en iyisini hak ettiğine inanıyorum! Dünya tatlısı birisin ve müthiş güzel kalbin var, güzel olmuşsun çirkin olmuşsun önemli değil. Allah en iyi kalpli insanlarla karşılaştırsın bizi🙏🏻 öpüyorum güzel ezgim, acil şifalar geçmiş olsun♥️

    YanıtlaSil
  2. Cok gecmis olsun sevgili Ezgi. Ne kadar guzel ifade etmissin kendini ve ne kotu seyler yasamissin ust uste. Ama bilirsin kotu seyler bitince iyi seyler de ust uste gelir. Simdi iyiliklerin zamani olsun senin icin��������Sevgiler❤️

    YanıtlaSil
  3. Çok geçmiş olsun. Ağız zor ya. Anlıyorum seni. Azıcık boğazımız şişse neler çekiyoruz senin durumunu hayal bile edemiyorum. Tekrar çok geçmiş olsun. Hiç görmemiş gibi olursun inşallah.

    YanıtlaSil